Yine SEVGI rüzgarları bekler yelkenim,
Esmesen de...
Yine SEVGI suları bekler teknem,
Akmasan da...
Yine SEVGI tohumları bekler bahçem,
Ekmesen de...
Yine SEVGI yagmurları bekler gönlüm,
Yağmasan da...
SEVGI limanıdır bu, sensiz ve sessiz ,
Gelsen de, gelmesen de...

sevgi,saygı ve paylaşım için buradayım.


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv

Eklediklerim

SEN GELİRSİN AKLIMA


vefa dendi mi sen gelirsin aklıma,

dostluğun,insanlığın gelir aklıma,

sevdan gelir aklıma.

içimde alev almayan kıvılcıma

söverim ha söverim.

sevgi denince sen gelirsin aklıma.

hiç sönmeyen ateş gibi

yanar özlemin içinde.

Tarih: 15:20, 10/5/2008
Bağlantı

ÜÇ FİDAN.

06 Mayıs 1972 günü üç fidan faşist cunta tarafından asılarak idam edildi, suçları tam bağımsız demokratik bir ülke istemekti. O gençler ki ; Vahşi kapitalizme, ABD emperyalizmine ve yerli işbirlikçilerine karşı yaşamlarını ortaya koyuyorlardı. Bir avuç aydınlık gençti onlar. Ezilen halkların, işçilerin, köylülerin ve tüm ezilenlerin aydınlık dolu bir Türkiye’de yaşaması için mücadele ettiler kısacık yaşamlarında. Deniz konuşmalarının birinde (Bir gün Amerikan emperyalizmi tüm dünyayı, ezilen halkları acımasızca ezecek o nedenle ABD emperyalizmine bu günden karşı koymak her yurtseverin görevidir diyordu) Geldiğimiz konjektörde ne kadar haklı olduğunu ne yazık ki görmekteyiz, yaşamaktayız. Deniz ve arkadaşlarının insanı seven sımsıcak bir yürekleri vardı, çok iyi eğitim almışlar Türkiye’nin en iyi okullarında okumuşlardı, gördükleri haksızlıklara karşı duyarsız kalmamışlar, mücadele etmişlerdir.

 
6 Mayıs günü Anadolu geleneğinde ve İslam inancında Hıdır ile İlyas Peygamberin buluştuğu gündür. Anadolu’da bu gün doğanın yeniden canlanacağına inanılır ve bir bayram havasıyla kutlanır. 6 Mayısta genç kızlar gelecek için dilek tutar, kısmetlerin açılacağına, bereketin artacağına, hastaların iyileşeceğine inanılır. Ve küskünler barışır, aşıklar kavuşur o gün. Ve o gece sabaha karşı üç fidan Nurhak ve Kızıl derede arkadaşlarıyla buluşur.

68 kuşağının devrimci gençlerinin isimlerini çocuklarımızla yaşatıyoruz, Anadolu’nun bir çok yerinde binlerce Deniz, Mahir, Yusuf, İnan, Ulaş yaşıyor. Onlar bir defa öldüler ama onları asanlar onursuzlukları ile her gün ölüyor.

ABD emperyalizmi, ülkemizde kendi çıkarlarına hizmet edecek bir parti (AKP) kurdurmuş. BOP projesini yaşama adım adım geçiriyor. RTE de BOP’un eş başkanı olduğunu ağzının suyunu akıtarak anlatmakta. ABD güdümündeki AKP geldiğimiz noktada başta Çankaya olmak üzeri tüm bakanlıkları, belediyeleri, kamu kurum ve kuruluşların (tabii kalmışsa) işgal etmiş, ılımlı İslamı yaşama geçirmek için ABD yaşayan ajan F. Gülen’in talimatları ile düğmeye basmış.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu günü genç yaşlarında görmüşlerdi.

Türkiye geldiğimiz noktada hızla gericiliğin ve en bağnaz şövenizmin karanlığına doğru hızla ilerlemekte, barışı, demokrasiyi, kardeşliği, insan haklarını savunmak sanki suçmuş gibi lanse edilmektedir. Ülkemizdeki devrimci güçler 12 mart ve 12 eylül faşizminin etkisini hala atlatabilmiş değiller. Ülkemiz vahşi kapitalizmin en karanlık en acımasız sürecini yaşarken sosyalizmin ezilen halklar için ne kadar önemli olduğunu gözlemlemekteyiz. Ülkemizde acil görev: Tüm anti faşist güçlerin, geriliciğe ve faşizme karşı birleşmeleri gerekmektedir. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kurtulması için, farklı franksıyonda  olmalarına karşın Mahir Çayan ve arkadaşlarının verdiği mücadele bizlere örnek olmalıdır. Tüm anti faşist güçlerin. Üç fidan’ın 36 ölüm yıldönümünde birleşip, mücadele bayrağını yükseltme zamanıdır.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin uğruna çekinmeden canınızı verdiğiniz vatan bu gün emperyalistlerin işgali altında, ileride insanlar sizlerin ne kadar haklı olduğunuzu görecek, görmeye başladılar bile. Buna inancım tam. Ben sözlerimi sevgili Can Yücel’in dizeleri ile bitirmek istiyorum.

 

aşk olsun sana çocuk.

 
En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!



Sizleri saygı ve özlemle anıyor, mücadeleye devam edeceğimize söz veriyoruz...


Tarih: 21:33, 5/5/2008
Bağlantı

Yaşasın 1 Mayıs İşçi Bayramı

 
1 Mayıs İşçi Bayramı silah sesleri, gaz bombaları, coplar ve hakaretlerle kutlanıyor. Tüm dünyanın bayram olarak kutladığı bu günü ülkemizde özgürce kutlayamamak çok üzücü...

İşçi sınıfına ve tüm emeği ile geçinenlere ayak takımı diye hitap eden RTE'yi kınayorum. AKP ve onun başkanı Erdoğan bir kere daha ezenlerden yana olduğunu 1Mayıs 2008 günü İstanbul'da gösterdi, işçiler ve emekçiler Başbakanın emriyle acımasızca dövüldüler, sövüldüler, belkide bir çoğuda işkencehanelerde hala.

12 Eylül 1980 darbesini yapanlar ekonomik ve sosyal çöküşün faturasını çalışanlara çıkardılar, ücretler budandı ve çalışanların ekonomik ve demokratik hakları gasp edildi, sendikaları kapatıldı, malları yağma edildi. Bunları yaparak ülkeyi gerici ve ırkçı akınlara teslim ettiler. Ekonomiyi de ABD ve IMF ye teslim ederek memleketi ne hale getirdiler?

İşçi sınıfına yapılan baskıların, işkencelerin ve haksız muamelelerin hesabı gün gelecek elbette AKP ve yerli, yabancı işbirlikçilerinden sorulacak.

Yaşasın 1 Mayıs....

Tarih: 18:53, 1/5/2008
Bağlantı

AKP, İMF, ABD ve AB'ye hizmet ediyor.

Bir ülkede toplumsal barış ile birlikte mutluluğun sağlanmasının temel koşulu, ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm getirebilecek demokratik bir yönetim biçiminin var olmasıdır. Ayrıca bu ulusal bağımsızlığı güçlendirmenin, kalkınmanın ve dünya barışına katkıda buluna bilen saygın bir ülke olmanın ön koşuludur.

 

1980 yılı başından bu yana ülkemizde uygulanan ekonomik ve toplumsal sorunlarla ne halkımıza mutluluk, ne de temel sorunlara çözüm getirilebilmiştir. Değişen değer yargıları ve bozulan gelir dağılımı ile halkımızın mutsuzluğu daha da artmış, ülkemizin temel sorunları daha da ağırlaşmıştır.

 

Başta Uluslar Arası Para Fonu (IMF) başta olmak üzere, uluslar arası kuruluşların önerisi ile uygulanan, kalkınma, ulusal sanayileşme, işsizliğin önlenmesi ve adil gelir dağılımı gibi konuları dışlayan, toplumsal içerikten yoksun politikalar, enflasyonun azaltılması ve ekonomik istikrarın sağlanmasını tek hedef olarak ele almıştır. Aslında söz konusu kuruluşlarca önerilen politikaların esas amacı, sanayileşmeden vaaz geçilmesi, sanayileşmeyi ve kalkınmayı engelleyen bir ithalat uygulaması ile Türkiye’nin uluslar arası ekonomik ilişkilerde kendisi için öngörülen konuma uyum sağlamasıdır. Diğer bir değişle, Türkiye’nin açık bir pazar haline getirilmesi ve bunun sürekliliğinin sağlanmasıdır.

 

İş başındaki AKP hükümeti IMF başta olmak üzeri ABD ve AB’nin bu konulardaki istemlerini eksiksiz yerine getirmek için en acımasız politikaları uygulamaktadır. Ülkemizdeki tüm kamu kurum ve kuruluşları (sterajik kurumlar dahil) yok pahasına yerli ve yabancı işbirlikçilerine satılmıştır. Bankaların bile büyük bir bölümü yabancıların eline geçmiş olup, yabancıların eline geçen bankalar aracılığı ile topraklarımızda yabancıların eline geçmektedir.  Özelleştirilen kurumların bir kısmı hemen kapatılmış, açık olan yerlerde çalışan işçiler ise kölelik ücreti ile çok zor koşullarda çalışmaya tabi tutulmuştur. Sendikal hakları gasp edilmiş, sendikal mücadele için  çalışan emekçiler hemen işten uzaklaştırılmıştır. Üreticimiz, girdilere uygulanan zamlar, düşük taban fiyatları ve kotalarla üretimden tamamen uzaklaştırılmıştır. Gençlerimiz ise kaderlerine mahkum edilmişlerdir.

 

Tüm bu olumsuzluklar olurken AKP ve onun lideri memleketin gidişatını toz pembe gösterebilmekteler, ekonomik ve sosyal adaletsizlik diz boyu olmuşken ülkeyi nasıl ılımlı islama doğru götürebilirimi ve emperyalizme nasıl hizmet edebilirimi düşünüyor. Okyanus ötesinde muhteşem bir yaşantı sürdüren F. Gülen’in talimatları ile türban gibi yapay sorunlar çıkartarak halkı kandıracağını sanmaktadır.

 

Değerli dostlar tüm bunları göreceğiz ve ses çıkarmayacağız. Böyle şey olur mu ? Tabi ki olmaz. O zaman ben insanlığımdan utanırım.

 

Sevgi ve dostlukla…


Tarih: 17:29, 27/4/2008
Bağlantı

Ezanlı ve namazlı 23 Nisan kutlaması.


İstanbul Kartal İlçesi Atatürk İlköğretim Okulunda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, laik demokratik cumhuriyete yakışmayacak şekilde kutlanmış. TV den görüntüleri izlerken donup kaldım.

Bayram nedeni ile ilkokul 1 sınıf öğrencilerinin hazırlamış olduğu gösteri, minik öğrencilerin göbeklerinin bir kısmı gözükmesi okul müdürü tarafından müstehcen sayılarak yarıda durduruldu. Bu gösteri durdurulduktan sonra ilköğretim okulu 4 sınıf öğrencileri Çanakkale Zaferini konu alan gösteriyi sundular. Üzerlerinde askeri elbise ve tahtadan silah bulunan öğrencilerden biri önce ezan okuyup sonrada namaz kıldılar, namaz bitiminde, zaferin iman gücü ile kazanıldığı mesaj verildi. Bu gösterinin sonunda okul müdürünü katılımcıların bir bölümü alkışlıyordu.

Tüm bu olup bitenler 'sözüm ona laik demokratik cumhuriyetin' nerelere gittiğin somut göstergesi olsa gerek. İş başındaki hükümet ve onun başbakanı her konuşmasında laik cumhuriyetin bekçileri olduklarını söyleyip dursunlar. Artık kimseleri yaptıkları takiyelerle uyutamazlar.

Ülkemiz her geçen gün en karanlık gericiliğin, bağnazlığın ve vahşi kapitalizmin pençesine doğru sürüklenirken. İlerici, Aydın, Demokrat, Yurtsever ve Devrimci olduğunu söyleyenler ne yapıyor ?

Artık derin uykulardan uyanıp derlenip toparlanma zamanıdır. Yoksa yarın çok geç kalmış olabiliriz.

Tarih: 00:43, 24/4/2008
Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->